Botoks hakkında yanlış bilinenler, muayenede en çok vakit ayırdığım konu. Botoks medikal estetikte belki de en sık yaptığımız işlem, ama aynı zamanda hakkında en fazla yanlış bilgi dolaşan uygulama.
Muayenede aynı soruları tekrar tekrar duyuyorum ve çoğu, kulaktan dolma bilgilerden kaynaklanıyor. Aşağıda botoks hakkında en çok yanlış bilinen altı maddeyi tek tek ele alıyorum.
1. “Botoks yılan zehridir”
Hayır, botoks yılan zehri değil.
Ama işin doğrusu da tam olarak masum değil: botoksun kendisi bir toksin. Clostridium botulinum adlı bir bakteriden elde ediliyor.
Kritik nokta şu: bizim kullandığımız, o güçlü ve saf halin milyarlarca kez sulandırılmış, seyreltilmiş hali. Yani madde aynı, miktar bambaşka. Tıpta pek çok ilaç aynı mantıkla çalışıyor. Belirleyici olan maddenin kendisi değil, dozu.
Bu maddenin özelliği sinir ile kas arasındaki bağlantıyı kesmesi. Sinirin kası uyarmasını engelliyor, yani kası geçici olarak felç ediyor.
Estetikte bunu nasıl kullanıyoruz? Ciltte kırışıklığa sebep olan belirli kasları hedefliyoruz. Mimiklerinizi çok bozmadan, kontrollü bir şekilde o kasların çalışmasını azaltıyoruz ve kırışıklıkların önüne geçiyoruz.
2. “Botoksa bir kez başlarsan bıraktığında yüzün daha kötü olur”
Hayır, daha kötü olmuyor.
Neden olmadığını anlamak için kasın nasıl davrandığına bakmak gerekiyor. Uygulama yapıldığında kas çalışma gücünü kaybediyor. Etkisi 4-6 ay sürüyor. Bu süre geçtikten sonra kas tekrar çalışmaya başlıyor ve aynı güce geri dönüyor.
Yani botoksu bıraktığınızda kasınız eskisinden daha güçlü hale gelmiyor. Bir geri tepme, yani rebound etkisi oluşmuyor.
Peki insanlar neden böyle hissediyor? Çünkü botoksun etkisi geçtiğinde, alıştığınız o pürüzsüz görüntüyü kaybediyorsunuz. Kaybettiğiniz şey güzellik. Kötüleşen bir şey değil. Karşılaştırma noktanız değiştiği için öyle geliyor.
3. “Yıllardır yaptırıyorum, artık etki etmiyor, dozu artıralım”
Bu, listedeki en riskli yanlış.
Bazı hastalarda zamanla botoksa karşı bağışıklık gelişebiliyor. Vücut antikor üretiyor ve madde işini yapamaz hale geliyor.
Bu durumda dozu iki katına çıkarmak akla yatkın görünüyor ama doğru değil ve riskli. İki sebebi var:
Birincisi güvenlik. Botulinum toksin, güvenli aralıklarla ve belirli bir miktarda uygulanması gereken bir madde. Bağışıklığı yenmek için doz artırmak bu aralığın dışına çıkmak demek.
İkincisi mantık. Vücudunuzda antikor varsa, ne kadar toksin verirseniz verin gidip ona bağlanacak. Yani madde yine işini yapamayacak. Daha fazla doz vermek sonucu değiştirmiyor.
Peki ne yapıyoruz? Bağışıklık gelişen hastalarda bir süre bekliyoruz. Bağışıklığın geçmesini beklemek, doz artırmaktan hem daha güvenli hem daha mantıklı.
4. “Göz kapaklarım düşük, botoks yaptırırsam açılır”
Hayır. Botoksun böyle bir etkisi yok. Hatta tam tersi olabilir.
Göz kapağı düşüklüğüne tıpta pitoz diyoruz. Bunun sebebi gözü açan kasın çalışma gücünün azalması. Yani ihtiyacınız olan şey o kası güçlendirmek.
Botoks ise kasın gücünü azaltan bir madde. O bölgeye enjeksiyon yapıldığında gözü açan kas daha da zayıflıyor ve düşüklük artıyor.
Pitozda bazı medikal tedaviler var ama asıl tedavisi cerrahi. Bu ayrımı muayenede yapıyoruz, çünkü göz kapağındaki her sarkma pitoz değil. Bazı hastalarda sorun sadece deri fazlalığı oluyor ve o farklı bir işlemle çözülüyor.
5. “Kırışıklıklarımın tamamen oturmasını beklemeliyim”
Hayır, beklemiyoruz. Tam tersini yapıyoruz.
Ben genellikle 25 yaşından sonra botoksa başlamayı öneriyorum. Sebebi şu: kırışıklıklar tam oturmadan yapılan botoksun, yaşlanmayı ciddi anlamda geciktirici bir etkisi var.
Çok beklerseniz ve kırışıklıklar tamamen yerleşirse, botoks yapılsa bile etkisi sınırlı kalıyor. O aşamada kırışıklığı tamamen açamayabiliyoruz.
Yani mantık şu: kırışıklık oluştuktan sonra düzeltmeye çalışmak yerine, oluşmadan önce önlemek. Başlama yaşını ve karar ölçütlerini Botoksa Kaç Yaşında Başlanmalı? yazımızda ayrıntılı anlattım.
6. “Hamileyim ya da emziriyorum, botoks yaptırabilirim”
Burada dürüst bir cevap vermem gerekiyor, çünkü bu sorunun net bir bilimsel cevabı yok.
Botoksun hamilelikte zararlı olduğuna dair bir çalışma bulunmuyor. Ama bu “güvenli” demek değil. Böyle bir çalışma yapabilmek için yüz hamileye botoks yapıp, yüz hamileye yapmayıp çocukların sağlık durumunu karşılaştırmak gerekirdi. Çocukların sağlığı söz konusu olduğu için böyle bir çalışma yapılamıyor.
Sonuç olarak elimizde yeterli veri yok.
Ben kendi pratiğimde hamileliğin ve emzirme döneminin tamamen bitmesini bekliyorum. Bu dönemde hastalarıma bu işlemi yapmıyorum. Veri olmadığında temkinli tarafta durmayı tercih ediyorum.
Sıkça Sorulan Sorular
Botoksun etkisi ne zaman başlıyor?
Etki hemen görünmüyor. Birkaç gün içinde başlıyor ve tam sonucu görmek için yaklaşık iki hafta beklemek gerekiyor. Üçüncü gün aynaya bakıp “olmamış” diye düşünmeyin.
Botoks yaptırınca mimiklerim donar mı?
Doğru uygulandığında donmuyor. Amacımız kasları tamamen felç etmek değil, çalışma güçlerini kontrollü şekilde azaltmak. Donuk görünüm genellikle aşırı doz ya da yanlış bölge tercihinden kaynaklanıyor.
Botoks ve dolgu aynı şey mi?
Değil. Botoks kas hareketini azaltıyor, dolgu ise hacim ekliyor. Kas hareketinden kaynaklanan çizgilerde botoks, hacim kaybından kaynaklanan çukurlarda dolgu işe yarıyor. Bazı hastalarda ikisi birlikte kullanılıyor.
Botoks uygulamasından sonra nelere dikkat etmeliyim?
İlk saatlerde uygulanan bölgeye masaj yapmamanızı, öne eğilmemenizi ve yatmamanızı istiyoruz. Uygulama sonrası size özel önerileri ayrıca anlatıyoruz.
Erkeklerde botoks uygulaması farklı mı?
Farklı planlanıyor. Erkeklerde mimik kasları genellikle daha güçlü ve estetik beklenti farklı. Amaç kaşın açısını değiştirmek değil, ifadeyi korumak.
Botoksa kaç yaşında başlanacağını ve masseter botoksunun gerçekte ne işe yaradığını anlatan yazılarımıza da bakabilirsiniz.
Dr. Alper Eskalen, botoks hakkındaki yanlış bilgiler konusunda hastalarını bu detayları göz önünde bulundurarak değerlendiriyor.

